1. Hakuran kafesi
Kim göre, küflü ağzında o eski bakır takırtısı
Bir sıtma mevsimidir tırpan atan bu toprakta
Kim göre, kasıklarında arık ölümlerin çatırtısı
Ateşin oğlu küldür bir düzen kara bu toprakta
Bir unutuş ki bu toprakta inler gülşahları yerin
Cümle renkler taş kesiği, bu toprakta neylersin?
Sofra eskisi saçak öper sofada, semer devirir
Her ne varsa tenzil-i kıymete uğrar bu toprakta
Güneşin yüreği erir, o tohumun ki kanı çekilir
Mayalar tutmaz, bahtlar yar olmaz bu toprakta
Bir ılgım ki bu toprakta pınarı uzak sevgilerin
Umutlar külçe külçe acı, bu toprakta neylersin?
Bir muhtar tarif yok, çarpık kelimelerin ruhu
Ardın ardın kök salar ifrit öpüşleri bu toprakta
Yağmurun nefesini keser de yedi deniz cürufu
Can bahası bilen bir candar çıkmaz bu toprakta
Bir ıssızlık ki bu toprakta karı iki dilli yüzlerin
Dal budaklar telefe ram, bu toprakta neylersin?
Zift çalığı zihinlerin kör kandili o iskeletlerin
Üzengi ağaları tutar da köşe bucağı bu toprakta
Hain iğvalarında aç iveklerin, tok döleklerin
Muhannet akçası bir engerek olur bu toprakta
Bir ehli ki bu toprakta kırar hilafını niçin'lerin
Hayat hançer hançer yar, bu toprakta neylersin?
Ah, merhamet kanlı kapısında ipek eldivenlerin
Kime desem, kime ülfet eylesem bu toprakta
Ne sükun ne esenlik düşer örgüsüne kefenlerin
Yer katı, gök ırak; fecrin şavkı tutsak bu toprakta
Bir göz ki bu toprakta ferma eder içinde kafesin
Ecel tek imdatçı hünkar, bu toprakta neylersin?
(Adem Kandemir - "DERGAH" Şubat 2010)

