Ancak, ehli olanların anlayabileceği bir gerçek;
Yeni öğrendim, eski bakanlarımızdan İhsan Sabri Çağlayangil söylemiş: "CIA('sal islam) zina gibidir. Bilir, ama ispatlayamazsınız". Ve daha da iyisi, yine kendisinin sözü: "CIA'ye çalışırsınız, haberiniz bile olmaz"
Mesele CIA de değil. Tüm anlatmaya çalıştığımızın özü bu: Düşman olarak başlayanlar, zorunlu hissetmelerinden dolayı, aynı yöntemleri kullanmaya başlıyor. Tüm istihbarat örgütleri, tüm devletler, tüm halkı yönlendirecek politikalara yöneliyor. Global olarak gizli bir totalitarizm hakim oluyor.
Hani çok bilmişler, gerçeğin bir kısmını söyler ama gerisini söylemeye cesaret edemez ya da çarpıtırlar: "Bizde, istihbarat onlarda 'intelligence', yani zeka mirim! zeka!" .. Peki tamamlasana gerisini: O zeka ne işe yarar? Zekadan kasıt, "yönlendirmek"dir. Yeni birşey de değil. Asırlardır, istihbarat örgütleri ve devletler halkı "yönlendirir". 20. ve 21. yüzyıldaki teknoloji ile, bu durum, artık tamamen totaliter bir rejim karakteri kazandı. Fakat, Hitler'in Propaganda Bakanı Goebels'e atfedilen, "yalanı ne kadar büyük söyler ve ne kadar çok tekrarlarsanız kitleler size o kadar çok inanır" kuralının ispatı olarak, onların, "özgürlük" ve "demokrasi" masalına daha çok tutunmaları, aslında her gün tüm ağırlığı ile yaşayıp yakındıkları totalitarizmi inkar yoluna sapmalarına sebep oldu. Böyle yaptıkça, "hakikat"in farkında olan elit de, "insanların hayvanlardan hiç de farklı olmadıklarını söyleyerek" kendini avutur oldu: "Yönlendirmesi kolay! Pavlov'un köpeklerinden ne farkları var? Bilinç mi? Biraz daha bekle, onu da yapmak üzereyiz. Bilinçli makineler ürettiğimizde ne diyeceksiniz bakalım?"
Doğru! Ne diyeceğiz bakalım? Şaşırmamıza bile vakit bırakmıyorlar.
Toplumları sapından tuttuğunuz bir üzüm salkımı yapmışlar.
Herkes birbirine bağlı.
En üstlerde de, hemen her zaman, "şu kadar kişi tanıyorum" şişinmelerinden başka hiçbir özelliği olmayan bir takım insanlar gelir.
Elit teorisi, siyaset biliminin en ilginç, en temel konularından biridir.
Dediğim gibi, bitmez!
Hakikat bilinse, bu sefer kabullenilmez.
Hakikat, herkes için değildir.
Üzümün sapını kimin tuttuğunu kimse bilmek istemez. Bilirse, tüm dünyası yıkılır. Kendisine saygısı kalmaz. Kaldıramaz. Rastladığı her insana, "peki bunun iplerini tutan kim? Bir sonraki seviyede, bunun iplerini tutanın iplerini tutan kim?" sorusunun cevabını aramayı kimseler kaldıramaz. Sormaya kalksa, alacağı cevapları kaldıramaz. Alacağı cevapları kaldırsa, sonrasında maruz kalacağı muameleyi kaldıramaz.
Bilen, inkar etmek ister.
Bilip, kabul edip, anlatmaya çalışanın düşmanı çok olur.
Bu mevzu bitmez.

